Tam bir haftadır hiçbir gazeteyi okumuyor ve televizyon izlemiyorum... Bu benim için aslında yaşamamak demek... Evet yaşamıyorum; yaşamak istemiyorum. Hiçbir şey görmek, duymak ve okumak da...
Aslında ben bu ülkede yaşamak bir yana nefes almaktan dahi utanıyorum... Bu nezih ve dünyanın gözbebeği ülkede garip şeyler oluyor, korkunç gelişmelerle toplumun altı oyuluoyr ve buna seyirci kalınıyor. Etrafımda mutlu sayılabilecek birey göremiyor olmam salt benim çevreme negatif bakmamdan kaynaklanıyor olamaz. Bunun temelinde topyekun bir imha planının olduğunu endişe ile hissediyor ve gözlemliyorum...
Hele bu gün posta kutuma düşen bir mail tamamen düşüncelerimin doğruluğunu teyit eder durumda idi; genele açık bir paylaşım platformu kapanacağını duyuruyordu. Kendi düşünceleri ve planları dışında hiç bir görüş ve oluşuma hayat şansı vermeyen bir karanlık el birer birer umuma açık paylaşım kanallarını tıkamakta... Neler oluyor diye merak etmekle birlikte aslında ortada düpedüz bir kısıtlama harekatı ve korku imparatorluğunun adımlarını sezmemek için uyuşturulmuş bir zihne ve yıkanmış bir beyne sahip olamk gerekiyor.
Gerekçesi ne olursa olsun ben dünyanın ve insanlık tarihinin hiç bir döneminde yazılan yazılar ve belirtilen görüşlerle devletlerin hayatlarının son bulduğu bir mevzu anımsamıyorum. Kaldı ki göz önündeki örnekler sırf yönetime karşı ferdi görüşlerin yer aldığı ve asla bölücü, güdümlü paylaşımların değil vatansever, devletçi ve kesinlikle demokratik görüşlere açık alanlardan oluşuyor. Birilerinin ihtirasları uğruna kararttığı demokrasi ufkunda asla temiz bir gelecek görünmüyor. Birer birer kapatılan, kapattırılan fikri platformlar aslında ciddi bir diktatörlük havasını ya da baskısını çağrıştırıyor. Hangi hakimiyet kendi istikbali için bunca zalim yöntemlere ve yaptırımlara başvurur ki? Ve böylesi zorbalıkların karşılığı genel terminolojide diktatörlük olarak adlandırılmaz mı?
Susturulan, kapatılan, kapattırılan, paylaşımı kısıtlayan, fikirlere prangalar vuran ve aklınca kendi akıbetlerinin intikamını böylece alma acizliğine düşmüş bu hastalıklı düşünce sahiplerinin varmak istedikleri nokta bu ülkenin karanlığıdır.
Yineliyor ve iddia ediyorum: Kesinlikle kötü kokular yükseliyor her yandan... Gemiyi batırıp öyle gitmek sevdasında birileri... Ve ne yazık ki bu gemide bizler de varız...
Kapanacağını duyuran onpunto'nun bu kararı sonrasında ben "Acaba sırada İnube mu var?" demekten kendimi alamadım... Bu konuda aslında düşündüklerimle yazdıklarım çok farklı. Çünkü gerçek düşüncelerim bu kadar seviyeli değil... Ancak gaza gelip gazaba uğramak/uğratmak da istemiyorum hiç bir şekilde... O yüzden ben de beklemeye koyuluyorum. Bakalım sıra ne zaman gelecek?
Bu duygu ve düşüncelerle yüm İnube ailesine selam ve saygılarımı sunuyor ve bu yazımla noktayı koymak istiyorum. Umarım İnube böyle bir karanlığa gömülmez... Üyelerinin pırıl pırıl yüreklerinin ışığı ile daima aydınlık kalır...
Hoşçakalınız...
Comments (2) | Add Comment | More
4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Sponsor
Latest Entries
MerhabaGayseri'nin Fendi...
Bir öneri...
Güngören Katliamı ve medya...
Süper Lig Başlıyor...
Latest Comments
Proff: Gerçekten çok zor anlar yaş...nilgün karabulut: Bende OP'çuların bir arada o...
Nilgün Dane: Hiç yorum göremeyince çok Å...
megk: ne yapiim...
koykahvesi: İnsanoğlu yaradılışında...
yasardilsiz: Onların gönüllü yağdanlı...Popular Articles
Sanal vurgunun değişik bir boyutu mu?Dr. Fazıl Küçük ve Kıbrıs Davası...
Çok sakat hareketler bunlar...
Seni seviyorum...
Yaz mesaisi ve ülke gündemi...
Search
