Eminim bu yazıyı okuyanların büyük bir bölümü şu gün benimle ortak kaygıları paylaşıyordur. Ekonomiden siyasete, iç huzurdan güvene, dış temsilden bürokrasiye vatandaşlar olarak karmaşık duygular içinde olduğumuza inanıyorum. Başbakanı kendi siyasi istikbali ve istiklalinin peşine düşmüş, muhalefet liderleri başbakanın yapacağı hataları yakalamak üzere pusuya yatmış, vatandaşları sıkıntılar ve kaygılar içinde iken yöneticileri sindirilmiş bir ülke durumundayız artık.
Son operasyonlarla ülke genelinde yaratılmak istenen havaya kendimizi kaptırmadığımızı, etkilenmediğimizi söylemek için bu ülkede yaşamıyor olmamız gerek. Öylesine karanlık bir oyunun pençesindeyiz ki, konu hakkında tertibin içindekiler dahi malumat sahibi değil...
Her on yılda bir darbelerle yeniden demokrasi mücadelesine girişen bu yorgun devlet 80 sonrasında darbe girişimlerine dair rivayetler dışında pek muhatap olmadı bu duruma. Ancak ne gariptir ki bir yıldır süregiden ve ne yazık ki hala ortada yargılamaya değer bir iddiaya dahi sahip olmayan bir darbe gündemiyle ülkenin mesaisi boşa harcanıyor. Kapatma davasından bu yana yöneticilerimiz kendi derdine düştüklerinden savunma hazırlamakla iştigal ettiklerinden sanırım biz yönetilmiyoruz. Devlet ihmale gelmeyecek hassasiyette bir yapıdır. İktidar sahiplerinin kendi kusurlarına ilişkin olarak haklarında açılan davaya dair çalışma yapmalarından daha doğal bir şey elbette yoktur. Ancak daha pasif görevde parti kurmayları tarafından bu savunmaya çalışılsa ve devlet işleri aksatılmasa daha iyi olmaz mıydı?
Bir diğer konu ise nedense kapatma davasıyla son gözaltıların ilişkilendirilmesi. Nedeni aslında gayet ortada; Başbakan olur olmadık şekilde bunun sonuçlanacağına dair, iddianameye dair konuşunca bu düşüncelerin akla gelmesi normaldir. Başbakan bu ülkenin icrasının başı olarak her kesime ve fikre eşit uzaklıkta olması gerekirken neredeyse yargısız infaza soyunmakla görevlerini suistimale gidiyor. Yargı kendi işini yapamayacak durumdaysa neden o makamları işgal ediyor. Yok eğer yargıyı da icra kademeleri gerçekleştirecekse burada ciddi bir rejim tehlikesi başgöstermez mi? Ana konuya dönersek; ülkeyi yönetenler görevleri dışında her konuda faaliyet gösterirken asli işlerini ihmal halindeler.
Parti kapatma davası başlangıcından bu yana her yana tehditler savuran, her kesimle kavgaya duran başbakan acaba sandığı düşünüyor mudur?
Sandıktan çıkacak sonucu düşünüyorsa ve eminse başka...
Ancak sandık pek yanıltıcı bir intiba da veriyor olabilir.
Her ne olursa olsun, bu ülkenin seçilmiş başbakanı artık görevinin başında olmalı ve içte dışta gereken girişimlerde bulunarak ülkenin son 6 aydır dışarıda oluşan kötü izlenimini silmek üzere bir şeyler yapmalıdır.
Yönetimler ve yöneticiler geçicidir. Bu ülke ve hedefleri ise kalıcıdır. Bu noktadan hareketle herkesin asli işlerinin başına dönmesi vaktidir. Sorunlar daha da büyümeden, çıban kangrene dönmeden gereken ne ise yapılmalıdır. Bir an önce tüm ulusun gönlü rahatlatılmalı ve kaybedilen güven yeniden kazandırılmalıdır.
Yoksa kaybettiğimiz zaman sadece onların harcadıkları bir değer değil, bizim geleceğimize dair oluşturulacak eksik bir adımdır.
Herkese iyi haftalar diliyorum.
Comments (3) | Add Comment | More
5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15
Sponsor
Latest Entries
MerhabaGayseri'nin Fendi...
Bir öneri...
Güngören Katliamı ve medya...
Süper Lig Başlıyor...
Latest Comments
Proff: Gerçekten çok zor anlar yaş...nilgün karabulut: Bende OP'çuların bir arada o...
Nilgün Dane: Hiç yorum göremeyince çok Å...
megk: ne yapiim...
koykahvesi: İnsanoğlu yaradılışında...
yasardilsiz: Onların gönüllü yağdanlı...Popular Articles
Çok sakat hareketler bunlar...Sanal vurgunun değişik bir boyutu mu?
Dr. Fazıl Küçük ve Kıbrıs Davası...
Seni seviyorum...
Yaz mesaisi ve ülke gündemi...
Search
